Zamanda Tutsak 2021
Tropik bir tatile giden aile, tenha bir plajda dinlendikleri sırada beklenmedik durumlarla karşılaşır. Aile, plajın anlam veremedikleri bir şekilde hızla yaşlanmalarına neden olduğunu keşfeder.
Tropik bir tatile giden aile, tenha bir plajda dinlendikleri sırada beklenmedik durumlarla karşılaşır. Aile, plajın anlam veremedikleri bir şekilde hızla yaşlanmalarına neden olduğunu keşfeder.
‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...
Gavin Rothery’nin ilk uzun metrajına imza attığı, Stacy Martin ve Theo James’e, Toby Jones ve Rhona Mitra‘nın eşlik ettiği bu film izleyiciyi 2038 yılına götürüyor. Film, yeni bir prototip geliştiren ve yaşamını yitirmiş olan eşiyle yeniden bir araya gelmek istediği için geliştirdiği bu yapay zekayı herkesten saklayan George Almore karakterini odak noktasına alıyor.
Yıl 2048. İnsanoğlu, ozon tabakasını o kadar yok etti ki insanlar gündüzleri dışarı çıkamaz hale geldi. Gündüzleri uyuyup, geceleri işlerini yapan insanlar neredeyse her şeyi sanal dünyada yapmaya çalışır. Bu durum sonucu insanlarda depresyon o kadar yaygınlaştı ki tüm nüfus devlet tarafından verilen 001LithiumX ilacını almak zorunda kalır. Adam Bird adında bir adam ise bu yeni dünya düzenine karşı çıkar. Gündüzleri uyanıp, ofiste çalışmakta ısrar eden Adam, 001LithiumX'i almayı da reddeder. Ancak kalbinin bu durum karşısında güçsüz kalması durumunda işler değişir.
Yapıtları ve yaklaşımıyla çağdaş bağımsız sinemacıları etkileyen Bela Tarr’ın on yıl aradan sonra çektiği bu ilk film, Alman düşünür Friedrich Nietzsche’nin 1889’da Torino’da kırbaçlanan bir atı boynuna sarılarak kurtarmaya çabalamasıyla başlıyor. Bu mücadelesi Nietzsche’yi öldüğü güne kadar yatağa bağlayacak, dilsiz bırakacak, çaresi bulunmayan bir akıl hastalığına götürecektir. Ancak filmin kahramanı, çiftçi sahibine ayak uydurmaya çalışan yaşlı attır...
Aerobik eğitmenliği yapan ve oyunculuk hayalleri kuran Bridgette, çapkın spor salonu sahibi Adam'la yaşadığı kısa ilişkinin ardından büyük bir tiyatro rolü kapar. Mutluluğu, eski sevgilisinin AIDS'ten ölmek üzere olduğunu öğrenmesiyle gölgelenir. Kendisi de test yaptırdığında HIV pozitif çıkan Bridgette, hayatla yüzleşmek zorunda kalır. Pişmanlık duyan Adam'ın da desteğiyle, yeni bir yaşam kurma mücadelesine başlar.
War looms over the kingdom of Neunatia, where two young women are both burdened and blessed by the power of song.
A Turkish mortician in his 30s, Baki is an introverted man content with his isolation from society. However, when he comes up against death at close range, a troubling question strikes him: who would wash his body after he dies? This realization pushes him to venture out into the world, hoping to connect with people and perhaps even find a spouse. Yet, his life-changing decision proves difficult to go through with, leading to a series of awkwardly humorous and sometimes bizarre situations.
A genre-jumping anthology series wherein individuals communicate with the dead.
Inimitable actress Miriam Margolyes is on a mission to confront her fear of ageing and death and tackle our greatest taboo - our own mortality.