Kaçak 2013
14 yaşındaki Ellis ve en yakın arkadaşı Neckbone, Mississippi Nehri'ndeki bir adada saklanan kanun kaçağı ile karşılaşırlar. İki genç kanun kaçağının anlattığı trajik aşk hikayesinden sonra ona yardım etme kararı alır.
14 yaşındaki Ellis ve en yakın arkadaşı Neckbone, Mississippi Nehri'ndeki bir adada saklanan kanun kaçağı ile karşılaşırlar. İki genç kanun kaçağının anlattığı trajik aşk hikayesinden sonra ona yardım etme kararı alır.
Çok sevdiği annesini kaybeden bir adam, onun anısını onurlandırmak için gerçek büyükannelerin şeflik yaptığı bir İtalyan restoranı açarak her şeyini riske atar.
Güzel, sarışın ve karşı konamayacak kadar hınzır bir kız. Ellie tipik bir genç kızdır. Arsız bir ablası, dır dır eden bir annesi ve çok ihtiyacı olan sevgiyi göstermeyen babası ile yaşamaktadır. Ne okulda ne de evde hiç huzurü olmayan Ellie, öyle hemen kızacak bir tip değildi. O, şeytanın ta kendisiydi. Artık şeytan yönünü kullanacak ve herkesi tahmin edemeyecekleri gerilim dolu günler beklemekteydi.
Şans eseri, maddi durumu pek iyi olmayan bir aileden gelen genç bir kız, lüks bir okula kaydolur. Katı bir anne tarafından yetiştirilen kız, buradaki gençlerin yaşam tarzına ve eğlencelerine (uyuşturucu ve cinsel ilişkiler) karışık duygularla katılır. Zengin çevrelere girme fırsatı onu cezbetse de, annesinden öğrendiği ahlaki değerlerle bu yaşam tarzını bağdaştıramaz.
Ormanda masum bir gezintiye çıkan bir adam ve yanındaki kız ve erkek kardeşleri, bir cinayete istemeden tanık olurlar. Cinayeti işleyenlerin durumu farketmesi üzerine kovalamaca başlar. Aile artık av durumuna düşmüştür ve hayatta kalabilmek için güzel bir plana ihtiyaçları vardır.
On dört yaşındaki Annie (Liana Liberato) internette tanıştığı bir genç ile arkadaşlık kurar. Kurduğu arkadaşlık sanal alemden telefonla görüşme boyutlarına ulaşmıştır. Aylar sonra Annie arkadaşı (Chris Henry Coffey) aslında kim olduğunu öğrenir. Annie çok sarsılır, depresyona girer. Annie 'in anne ve babası (Clive Owen ve Catherine Keener) kızlarının bu kötü zamanında, ona destek olacaklardır.
Hayatı olmadığınız yerlerde de yaşamanın sonuçları nelerdir? İnternetin bize sağladığı özgürlük müdür, tutsaklık mı? Henry-Alex Rubin´in bu ilk uzun metrajlı kurmaca filmi, sinsice iç içe geçen bir dizi sürükleyici öykü eşliğinde internetin günlük hayatımıza etkisini anlatıyor ve bizi unutulmayacak karakterlerle tanıştırıyor: kimlik hırsızlığı kurbanı gergin çift, sanal zorbalık yapan oğluyla uğraşan eski polis, oğulları intihara kalkışan sevgi dolu anne-baba, yetişkin sitelerde internet kamerası hep açık hırslı TV muhabiri... İlk gösterimi Venedik Film Festivali´nde yapılan Disconnect, "Defolu ve insan olmaya dair bir aşk mektubu." Rubin, 2005 yapımı, tekerlekli sandalye rugby´si konulu belgesel Murderball´un da yönetmeni...
İkisi de Manhattan'da oturan 10 yaşındaki Gabe ve 11 yaşındaki Rosemary, birbirlerinden habersizken hobi olarak gittikleri karate kursunda karşılaşınca yakın arkadaş olurlar. Rose, bu arkadaşlığa ilgisiz gibi görünürken küçük Gabe; kıza sırılsıklam aşık olmuştur. Gabe, daha bir kızla nasıl konuşacağını hatta bir kızın elini nasıl tutacağını dahi bilmezken bu çekingenliği sebebiyle Rosemary'yi kaybedeceğini görür. Çünkü Rosemary, karatedeki başka bir çocuğa aşık olmak üzeredir. Gabe, Rosemary'nin altı haftalık yaz kampına gideceğini öğrendiğinde uzun süredir tasarladığı planı artık hayata geçirmeye karar verir. Plan, kızı öperek kızı kendine bağlamaktır.
Zamanında yapmış olduğu hata nedeniyle gözden düşmüş bir polise dönüşen Frank Penny, görevdeki son zamanlarını polislik yaparak geçirir. Telsizde duyduğu ihbara seyirci kalamayan Penny, çok geçmeden küçük bir kızı kaçıran kişiyi vurduğunu fark edecek, sonrasında ise kızı ölmeden vaktinde kurtarabilmek için zamana karşı yarışacaktır.
Sağır ve dilsiz bir kadın olan Dot , babasının ölümünden sonra vaftiz ailesiyle birlikte yaşamaya başlar. Dot özellikle evin kızı Nina’dan çok çekinmektedir. Kısa bir süre sonra Nina ile iyi anlaşmaya başlamışlardır. Fakat Dot, Nina’nın babasıyla yaşadığı tuhaf ilişkiyi farkeder. Bu içinden çıkılmaz bir duruma dönüşecektir. 2005 Amerika yapımı gerilim yüklü güzel bir film.
Anton, Afrika göçmen kampında çalışan bir doktordur. Büyük oğlu on yaşındaki Elias, okulda serserilerce rahatsız edilmektedir ancak bu durum, Christian’ın Elias’ı korumasıyla sona erer. Elias, annesi kanserden vefat etmiş olan Christian ile kısa zamanda sıkı bağ kurar ve arkadaş olur. Christian, Elias’ı bir intikam olayına karıştırınca hayatları tehlikeye girer.
Geçmişi hiçbir sey değiştiremez...Çocuk tacizi nedeniyle hapse giren Walter, 12 yıl sonra yaşadığı yere döner ve yeni bir hayata başlamaya çalışır. Fakat bu o kadarda kolay olmayacaktır... Bir sahne oyunundan beyazperdeye taşınan film, Deauville ve Flanders festivallerinden ödüllerle dönmüş, Sundance’te de beğeniyle karşılanmıştır...
The most fun you'll ever have learning, as the Countdown bookworm turns the air blue.