Hartum 1966
Sudan'dan Mısırlıları çıkarma emri alan bir İngiliz general, Müslümanların tehdidi altındaki halkı korumak için Hartum'da kalır, ancak Müslüman güçlerin başındaki komutan, onu hem savaş tecrübesi hem de inancı konusunda zorlayacaktır.
Sudan'dan Mısırlıları çıkarma emri alan bir İngiliz general, Müslümanların tehdidi altındaki halkı korumak için Hartum'da kalır, ancak Müslüman güçlerin başındaki komutan, onu hem savaş tecrübesi hem de inancı konusunda zorlayacaktır.
Hassan, çöllerin prensi, Mısır kralı tarafından Zarafa'yı Fransa'ya götürmekle görevlendirilir. Ama Maki Hassan'ın bu görevini yerine getirmesini önlemek, zürafayı yeniden doğduğu topraklara götürmek için -ki bu hayatını riske atmak anlamına gelse de- her şeyi yapacaktı, çünkü bebek zürafanın annesine söz vermişti. İskenderiye, Marsilya ve karlı Alpler üzerinden ilerleyerek Sudan'dan Paris'e gerçekleşen bu epik yolculuk sırasında başlarından geçen bir çok maceraya tanıklık edeceğiz.
Sam Childers tüm hayatını bir uyuşturucu satıcısı olarak geçirmiştir. Karakterinde olan bu boşluğu ise tanrıyı tanıdıktan sonra savuşturabilmiştir. Artık din uğruna her şeyini vermeye hazırdır. İlk isteği ise zorla savaşçı ve asker haline getirilen Sudanlı çocukları kurtarıp güzel bir hayata kavuşturmak olacaktır.
1980'li yıllarda Sudan'daki Etiyopyalı Yahudiler İsrail'e göç edecektir. Mossad ajanı Ari Kidron, bu önemli görevin başını çekmektedir. Hikayenin başlangıç tarihi 1970'ler olacaktır. Mossad her zamankinden çok daha farklı bir görev verir. Bu kez kamplara tıkılmış binlerce Etiyopyalı Yahudi'nin kurtarılarak İsrail'e teslim edilmesi esas görev olacaktır. İstihbarat ekibi öncelikle Sudan'da bir köye üs kurar. Bunun için Etiyopyalılar da dahil olmak üzere birkaç insanı görevlendirir. Mossad'ın o dönemde binlerce Etiyopyalı'yı kurtararak ülkesine getirmesiyle tarihi bir olay olarak kabul ediliyor.
Harry Feversham, komutanları tarafından ordunun en iyilerinden biri olarak görülen başarılı bir İngiliz subayıdır. Tutkuyla bağlı olduğu bir nişanlısı vardır ve gerek kariyeri gerekse özel hayatında son derece mutludur.Sudanlı asiler bir İngiliz kolonisine saldırınca, Harry birliği ile birlikte oraya gönderilir. Savaş meydanına çıkan Harry, kuşku ve kendine güvensizlik yüzünden görevine konsantre olamayınca istifasını vererek ülkesine döner.Ülkesine dönen Harry, ilk tepkiyi babasından alır. Onu korkaklıkla suçlayan babası evlatlıktan reddeder. Tamamen yalnız kalmış ve acı çekmekte olan Harry, en yakın arkadaşı Jack'in ve eski birliğinin asiler tarafından tuzağa düşürüldüğünü öğrenir. Arap gibi davranan Harry, Abou Fatma (Djimon Hounsou) adlı bir paralı asker ile işbirliği yapararak düşman toparklarına girer ve arkadaşlarını kurtarmak için kahramanca bir mücadeleye başlar.
Anton, Afrika göçmen kampında çalışan bir doktordur. Büyük oğlu on yaşındaki Elias, okulda serserilerce rahatsız edilmektedir ancak bu durum, Christian’ın Elias’ı korumasıyla sona erer. Elias, annesi kanserden vefat etmiş olan Christian ile kısa zamanda sıkı bağ kurar ve arkadaş olur. Christian, Elias’ı bir intikam olayına karıştırınca hayatları tehlikeye girer.
1980 yılında açlık ve sefalet içindeki Habeşistan'da yaşayan siyahi Falaşalar özgün bir Yahudi topluluk olarak kabul edildiler ve gizlice İsrail'e taşındılar. Taşınmadan bir gün önce Yahudi bir annenin oğlu ölür ve o da oğlu Schlomo'nun yerine onun ismini kullanarak 9 yaşında Hristiyan bir çocuğu beraberinde götürür.
1890'lı yıllarda Victoria devri İngilteresinde geçen filmde soylu bir asker ailesinden gelmesine rağmen kişisel bazı nedenlerle savaşa gitmeyi reddeden bir adamın subay olarak orduya katılan yakın arkadaşları tarafından korkaklıkla suçlanması, genç adamın da bu haksız suçlamayı boşa çıkartmak ve cesaretini kanıtlamak içinçıktığı öyküyü anlatır.
As a group of young multi-national relief workers struggle to deliver medical aid on the front lines of civil war in South Sudan, natural and human catastrophes lead to escalating conflict and famine. Tension becomes unbearable as larger and larger civilian populations are displaced.
A series of ten one-hour documentaries which explores Arab history, culture and society from within through the lives and opinions of Arabs today.
Joanna Lumley goes on the trip of a lifetime - exploring the longest river in the world, the River Nile, from sea to source.